Muharrem Ayı Etkinlikleri-Kerbelâ Paneli

 

Muharrem ayı kapsamında Merkezimizin gerçekleştirdiği etkinliklerin ilki 18 Ekim 2016 tarihinde saat 13.30’da Gazi Üniversitesi Konser Salonu’nda gerçekleştirilmiştir. Üniversitemiz öğretim üye ve elemanlarının yanı sıra öğrencilerimizin de yoğun bir ilgi gösterdiği gözlemlenen Kerbelâ Paneli’ne Alevi Bektaşi inanç ve kanaat önderlerinden ve halkımızın her kesiminden de katılım olmuştur.

Panel, Gazi Mustafa Kemal Atatürk ve silah arkadaşları olmak üzere bütün şehitlerimize yapılan bir dakikalık saygı duruşunun ardından İstiklal Marşı’mız okunmasıyla başlamıştır.

Hz. Muhammet’in torunu, Hz. Fatıma ve Hz. Ali’nin evlatları Hz. Hüseyin ve beraberindeki yetmiş kişinin şehit edilmesiyle yaşanan büyük acının tekrar yâd edildiği, yaşanan Kerbelâ faciasının geriye bıraktığı yasın yeniden hatırlandığı panelin ilk bölümünde Üniversitemiz İpek Yolu Türk Müziği topluluğu tarafından Alevi Bektaşi nefesleri icra edilmiş ve ardından Merkez Müdürümüz Prof. Dr. Pakize Pervin Aytaç, açış konuşmasını yapmıştır.

Açış konuşmasında Prof. Dr. Pervin Aytaç şu duygu ve düşüncelerini katılımcılarla paylaşmıştır:

Türk Kültürü ve Hacı Bektaş Veli Araştırma Merkezimizin bu dönemki ilk paneli “Kerbela ve Aşûre “ konusu üzerinde tertip olunmuştur. Toplantımızın iki amacı vardır; Bir yanda, idealleri uğruna ölüme giden yiğitlerin duruşlarını fedakârlıklarını görmek, onların iman ve ahlâka nasıl mektep olduklarını kavramak, zâlime biat etmeyen onur ve haysiyetlerini canlı tutmak diğer yanda da büyük acıya iştirak etmektir. Fuzûli’ nin “Âl-i Abâ “ mersiyesindeki şu mısrâlar büyük mateme derin bir mânâ katar: Mâh-ı Muharrem oldu, meserret harâmdır. Mâtem bugün şeriate bir ihtiramdır. Arkasından, “Kerbelâ şehitlerinin mâtemini yenilemek beyhude değildir, bu gaflet dünyasındaki dalgın halkı uyandırmak içindir” meâlindeki mısralar, dikkate değerdir. Fuzûli, Kerbelâ’ ya kayıtsız kalanlara şöyle beddua ediyor: “Şad olmasun bu vâkı’ ada şâd olan gönül Bir dem belâ vü gussadan âzâd olan gönül” Ehl-i beyt aşkiyle yanan yürekler, tutulan oruçlar, çekilen yaslar, mahşer sahrasında yitirilen Kerbelâ şehitlerimiz içindir. Bu matem erkânına uymak hepimizin boyun borcudur. Ancak, nezâket, hâyâ, merhâmet, ulviyet ve asâlet, cesâret ve yiğitlik gibi erdemlerle donanmış, haksızlıklara, kinnefret-hırs ve ihtiraslara karşı durabilmiş, Hz. Hüseyin’ in rûh cevheri üzerinde durmak ve düşünmek, en az bu vahşeti anmak kadar önemli olmalıdır. Bize Cenâb-ı Hakk’ ın bir armağanı olan Ehl-i Beyt’ in, beşeriyete sunduğu kâmil rûh üzerinde analizler yapmak, Allah’ ın kullarına semavî bir armağanı olan vicdanımız adına son derece gereklidir. Bir aşk ahlâkının ve bir edep tavrının sahibi olan bu yüce kişiliklerden gençlerimizin pay almasını sağlamak görevimizdir. Taşıdıkları iman ve ahlâkı, faziletleri, özgün fiilleri kalıcı kılmak bir mecburiyettir. Toplumsal belleğimizde derin izler bırakan Kerbelâ’ yı doğru anlamak, yeni acıların yaşanmaması adına bu büyük olaydan ders çıkarmak gerektiği tartışılamaz. Tarihi ihtilâfları kaşıyanlara en güzel cevap, şerden hayır, zahmetten rahmet üretmeyi başarabilmektir. Yezid zihniyetini tarihten, bugünden, gelecekten kazımak için hepimiz elele vermek zorundayız. Kerbelâ’ yı anmak ve gözyaşı dökmek sevaptır, ancak daha büyük sevap, zillet sahibi Yezid, yerine, izzet sahibi Hz. Hüseyin olabilmektir. Kin, haset, kibir, intikam gibi yıkıcı ve negatif duygulardan sıyrılarak bir vicdan cennetinin hürriyetine adım atmaktır. Gönüllere dalga dalga yayılan bir sevgi medeniyetini kurmakla mükellefiz. Bizim milli mayamızda sevgi, aşk, iman, ahlâk, âhenk, nizam, hikmet, irfan ferâseti fazlasıyla vardır. Bu şifâ verici kavramları bize armağan eden bilgeler soframız oldukça geniştir. Asırların ve nesillerin süzgecinden geçmiş değerler dünyamızın bize sunduğu hayat felsefesi ve terbiye sistemini ne yazık ki yeterince anlayamıyoruz. Rûhlarımızın etrafına çekilmiş dikenli teller, bizim huzur ve barışa, sevgiye giden birleyici ve birleştirici tefekkürü kavramamıza engel oluyor. Milli ve tarihi köklerimizden kopmak yaşam enerjimizi tüketip yok ediyor. Fikir komasına giriyoruz. Ruh sağlığımız bozuluyor, milli ve insani değerlerden mahrum bırakılan toplumumuzda çöküş kaçınılmaz oluyor. Ezeli özlemimiz; huzur ve güven, özgürlük ve adalet, barış ve düzen, sevgi, refah ve mutluluk, insanlık idealine gönül bağlayanlar tarafından kurulur. Hz. Hüseyin’ in Kerbelâ çölündeki ölümsüz direnişi, ölümsüzlüğe imza atmış bir yiğidin; kişisel hırsları, bencillik ve çıkarları, dünyevi ihtirasları yerle bir etmiş insanlığın kurtuluş yolunu kanı pahasına çizmiştir. Onun için hâlâ yaşamaktadır. Canını verdiği Kerbelâ, Hakk’ la batılın, hayırla şerrin, nefisle ruhun, küfr ile imanın, şeytan ile Rahman’ ın mücadele metaforu olmuştur. Gönüllerimize vurulmuş kilitleri açarak, çiğ ve ham düşünce ve davranışlarımızı terbiye ederek, görünenin ardındaki asıllara ulaşarak bütün düğümleri çözebiliriz. Gülbankların sonunda zikredilen “gerçekler demine hü” ifadesi bu mânâya kapı açmaktadır. Bu ruh ve imanla mezhep çatışmalarının kalıcı hale gelmesini önleyebiliriz. Kerbelâ acının, aşure acıdan bal eylemenin, dikenden gül devşirmenin sembolü olduğuna göre, aşurenin felsefesi üzerinde durmak da kaçınılmaz olur. Birbirinden bağımsız 7-12 veya 40( 40 sayısına ulaşamayanlar için, arının 40 türlü çiçeğin nektarını aldığı düşüncesiyle, aşureye bir kaşık bal konuşması yaygın uygulamadır.) çeşit malzemenin bir kazanda kaynaması, kaynaşması, hemhal olması çokluğun birliğe daveti olarak son derece anlamlıdır. Zaten aşure duası da bunun bir belgesi niteliğindedir. “ Bişmişah Allah Allah! Aşure lokmaları kabul ola. Aşureyi pişiren, payını hak bilen, cümle canların cedlerine rahmet, hanelerine dirlik, birlik, göz gönül zenginliği ve bereket yağa. Her lokma bin derde derman ola, bin belayı def eyleye. Üçler, Beşler, Yediler, Oniki İmamlar, Kırklar, kaynayan aşure kazanında canlarla birlik ola, dirlik getire. Mansur’ un, Nesimi’ nin, Hatai’ nin, Pir Sultan’ ın, yanan yakılan, diri diri üstü toprakla örtülen erenlerin, evliyaların, hak şehitlerinin canlarına değe. Lokma için gelen, nefesten nasip alan canlara Bozatlı Hızır yardım eyleye. Aydınlığın kaynağı olan delil, lokma sahibinin sofrasına nur ola, Dil bizden, nefes Pirden ola. Gerçeğe hü mümine ya Ali!” Aşureye konan hiçbir malzemede birbirine üstünlük taslama yoktur, haset-nefret yoktur. Bereket, rahmet ve feyzin, af ve mağfiretin sembolü olan aşure günleri, gönül ve ruh kaynaşmasını yeniden inşada önemli bir yere sahiptir. Bu sebeple aşure yerine birlik aşı denilmesi uygun olur diye düşünenlerdeniz. Kesretten vahdete uzanan yolda, aşure aşının önemini idrâk etmek adına nasıl pişirildiğine bir bakalım: Çifte Vav Çevirmek: Aşure pişirilirken kepçeyi sağdaki “Ya İmam” diyerek alır sağdan sola doğru çevirir. Soldaki alır “ Ya Hüseyin” diyerek soldan sağa çevirir ve birlikte “Selamullahi ale’l Hüseyin, lânetullahi ala katil’il Hüseyin! Diyerek aşure çorbasını çift vav harfi çekerek karıştırma tarzıdır. Aslında vav harfinin ebced hesabı 6 dır. İki vav: 66 ya tekabül eder Allah demektir. Aşdaki lezzette bu uygulamanın payı tartışılamaz. Sözümüzü dualarla bitirelim: “Şeyrullahi’ l- Muharrem (Allah’ ın ayı Muharrem) ayının ilahi bereket ve feyzi, ihsan ve keremi bu yolda bize yardımcı olsun. Kerbelâ şehitlerinin kutsal yardımları üzerimizde gölgelik ola! Yüce bakışları dışlarımızı bayındır, içlerimizi apaydınlık ede! Sözlerimiz ve işlerimiz doğru, düşüncelerimiz hayırlı ola. Gönüllerimiz şâd, meydanlarımız âbâd, meclisimiz küşâd ola, kalplerimiz musâffa dola. Saygı ve Sevgilerimizle.

İkinci bölümde ise Kerbelâ Paneli’ne geçilmiştir. Bu panelde Baki Yaşa Altınok “Türklerde Ehl-i Beyit Sevgisi” ; Cem Zakiri Murtaza Şirin “Muharrem Orucu” adlı konuşmalarını gerçekleştirmiştir.

Konuşmalarının ardından katılımcılara Gazi Üniversitesi İletişim Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Ersin Özaslan tarafından teşekkür belgesi sunulmuştur.

Panelin son bulmasının ardından misafirlere aşure ikramında bulunulmuştur. Panele katılan çeşitli akademisyen, sivil toplum kuruluşu temsilcisi ve inanç kanaat önderlerinden oluşan kalabalık bir grupla Merkez binasına geçilmiş ve panelle ilgili görüş alış verişinde bulunulmuştur.